11.Sınıf Dil ve Anlatım Dersi Anı Türü ve Özellikleri Konusu

Bir kimsenin kendi hayatını, yaşadığı devrede şahidi  olduğu ya da duyduğu olayları edebî değer taşıyan bir dille anlattığı  yazılara anı (hatırat) denir. Bir başka deyişle, özümüzde bir iz  bıraktığı için unutulmayan ve anılmaya değer bulduğumuz olayları anlatan  yazı türüdür.

Edebiyat  sahasının en yaygın türlerinden biridir. Bu türde verilen eserlerin çok  değişik sahalarda oluşu, ona belli bir sınır çizme imkânını  zorlaştırır. Anıların önde gelen özelliği, yazarının hayatının belli bir  kesitini alması ve çok sonra yazıya dökülmesidir.

İçlerinde anı türünün özelliği  bulunabilecek seyahatname, sefaretname, muhtıra, tezkire, menkabe,  günlük, otobiyografi ve tarih türleri ile anı türünü karıştırmamak  gerekir. Bu türlerin her birinin yazılış gayeleri ayrıdır. Ortak  özellikleri ise yaşanmış olaylar üzerine kurulmuş olmalarıdır. Ancak bu  özellik, onları birbirinin yerine koyma sebebi olamaz.

Anıların, tarihî gerçeklerin açıklanması  sırasında, önemli yardımları dokunur. Anı; tarih değilse de, tarihe  yardımcıdır. Devirlerin özelliklerini anlatan anılar, o devrin tarihini  yazacaklar için önemli birer belge niteliğindedir. Bundan ötürü, anı  yazarı, anılarını yansıtırken tarihî gerçeklerin bozulmamasına çok  dikkat etmelidir.

Anı (Hatırat) ile günlük, en çok  karıştırılan iki türdür. Bu iki türün en önemli ayrılığı günlüklerin  yaşanırken, anıların ise hayatta ya da ömrün sonunda kaleme  alınmalarıdır.

Her ne sebeple kaleme alınırsa alınsın  anı türünde dürüstlük, samimiyet ve sorumluluk duygusu ön plânda  tutulmalıdır. Anı yazarken önce konu tespit edilmeli; sonra ya günü  gününe tutulan notlar ya da hafızada saklanan olaylar zinciri, plâna  göre düzenlenmelidir. Anı yazılırken süslü sanatlı bir anlatımdan  kaçınmalı; açık, sade ve akıcı bir üslûp kullanılmalıdır. Duygu ve  düşünceler, içtenlikle gerçeği yansıtmalıdır.

Anılar, ya günü gününe tutulan notlar  hâlinde ya da sonradan hatırlanmak suretiyle yazılır. Batı edebiyatında  en ünlü anı yazarları; Sain-Simon (1675-1755) ve Rousseau

Batı edebiyatındaki ünlü anı yazarları ve eserleri şunlardır:

Sain-Simon – “Hatıralar”

Rousseau – “İtiraflar”

Türk edebiyatındaki anı eserlerine örnekler ise şunlardır:

Ziya Paşa – “Defter-i A’mâl”

Muallim Naci – “Ömer’in Çocukluğu”

Ahmet Rasim – “Falaka” ve “Muharrir, Şair, Edip”

Halit Ziya UŞAKLIGİL – “Kırk Yıl” ve “Saray ve Ötesi”

Hüseyin Cahit YALÇIN -“Edebî Hatıralar”

Falih Rıfkı ATAY – “Çankaya” ve “Zeytindağı”

Anılar, genellikle aşağıdaki nedenlerden dolayı yazılır:

(1) Geçmişi bir kez daha yaşamak ve yazma alışkanlığı kazanmak.

(2) Anıları unutulmaktan kurtarmak.

(3) Yok olup gitmesini göze alamadığımız bir gerçeğe kalıcılık kazandırmak.

(4) Anıyı oluşturan olayı, durumu, yerleri, kişileri söz konusu edip, başkalarının bilgisine, yararına sunmak.

(5) Kamuoyu önünde aklanmaya çalışmak, pişmanlığı dile getirip içini boşaltmak, günah çıkarmak.

(6) Gelecek kuşaklara geçmişten sonuçlar çıkarıp sunmak.

(7) Gerektiği zaman bir eleştiride bulunmak.

(8) İnsanoğlunun; yaşantılarını,  deneyimlerini başkalarıyla paylaşmak gereğini duymak. (S. SARICA – M.  GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 375)

Açıklama-2/ Anı ( Hatıra ) Türü

Bir kimsenin, özellikle tanınmış kişilerin  yaşadıkları dönemde gördükleri ya da yaşadıkları ilginç olayları  gözlemlerine ve bilgilerine dayanarak anlattıkları yazı türüdür.

Tanınmış sanatçı, siyasetçi, ve  bilim adamlarının yazdığı anılar onların yaşayışlarını, yaşadıkları  dönemdeki önemli olayları anlatması bakımından önemlidir.

Anı ( Hatıra ) Türü  Özellikleri :

1 – Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.

2 – İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır

3 – Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.

4 – Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve

araştırmalarını anlatır.

5 – Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.

6 – Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.

Anı ( Hatıra ) Türü Tarihsel Gelişmi

Batıda en çok yaygın bir tür olup ilk örneğini eski Yunan sanatçısı Ksenophon’un “Anabasis” adlı eseriyle vermiştir.  Eflatun’un birçok eseri bu türdendir.

18. yüzyılda

J. Rouseau’nun ” İtiraflar”

Goldoni’nin “İyilik Sever Somurtkan”,

Goethe’nin “Şiir ve Gerçek Andre Gide’nin “Jurnaller” bu alanda önemli eserlerdir.

19. yüzyılda Fransız edebiyatında :

Victor Hugo’nun”Gördüklerim”,

Stendhal’ın “Bencillik Anılar,

Verlaine’nin ” İtiraflar

Rus yazar Tolstoy’un İtidafım” 20. yüzylda dünyanın her ülkesinde çok sayıda edebiyatçı bu türde eserler vermeye devam etmektedir.

Bizde, 7. yüzyıla ait “Göktürk  Yazıtları” bu türün ilk örneği sayılmaktadır. 16. yüzyılda Hindistan’da  bir imparatorluk kurmuş olan Babür Şah’ın yazdığı “Babürname” , 17. yüzyılda Ebul Gazi Bahadır Han’ın yazdığı “Şecere-i Türk” , Katip Çelebi ve Naima’nın bir çok eseri bu türün örneklerindendir.

Eski edebiyatta anı özelliği taşıyan “vakainameler, gazavatnameler, sefaretnameler bu türün örnekleri sayılmaktadır.

Edebi tür anlamında anı ise bizde Tanzimat döneminde başlamıştir. Önceleri Ebuziya Tevfik ve Ali Suavi çıkardıkları gazetelerde anılarını yayınlarlar Daha sonra ;

Akif Paşa’nın “Tabsıra”

Namık Kemal’in “Magaza Mektupları” ,

Ziya Paşa‘nın “Defter-i Amel”

Ahmet Mithat Efendi‘nin “Menfa”

Muallim Naci‘nin “Ömer’in Çocukluğu”

Servet-i Fünun Döneminde;

Ahmet Rasim‘in “Eşkal-i Zaman”, “Falaka” ” Maharir “,”Şair “

Halit Ziya‘nın “Kırk Yıl”, Saray ve Ötesi

Hüseyin Cahit Yalçın‘ın : ” Edebi Hatıralar”.

Son Dönem Edebiyatında;

Yakup Kadri: “Zoraki Diplomat, Vatan Yolunda , Gençlik ve Edebiyat Hatıraları”

Ruşen Eşref Ünaydın : ” Atatürk’ü Özleyiş”

Falih Rıfkı Atay : “Çankaya”

Halide Edip : “Türk’ün Ateşle İmtihanı”

Yahya Kemal: ” Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım “

Yusuf Ziya Ortaç ” Porteler,” Bizim Yokuş”

Ahmet Hamdi Tanpınar : ” Kerkük Anıları”

Samet Ağaoğlu: ” Babamın Arkadaşları”

Salah Birsel : “Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu”

Halikarnas Balıkçısı : ” Mavi Sürgün”

Oktay Rıfat : “Şair Dostlarım”

Ayrıca, son dönemde, Celal Bayar, İsmet  İnönü, Kazım Karabekir ve Rauf Orbay gibi siyasi kişilerin yazdıkları  anılar, yakın tarihimizi aydınlatması bakımından önemli eserlerdir.

ANI İLE GÜNLÜĞÜN BENZER VE FARKLI YANLARI

1 – Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür

2- Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır

3- Anılar, yazarların yaşlılık çağlarında yazdıkları ve  yaşamları boyunca karşılaştıkları olayları nesnel bir şekilde ortaya  koyan yazılardır Günlükler ise daha öznel, derin, içten ve ruhun  derinliklerinden kopup gelen Anlık duygu ve düşünceler hakimdir.

4- Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere  sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun  düşüncelerin toplamıdır.

Açıklama-3 / Anı (Hatıra)

Bir kimsenin kendi hayatını, yaşadığı devrede şahidi olduğu veya duyduğu olayları anlattığı yazıların ortak adı.

Edebiyat  sahasının en yaygın türlerinden biridir. Bu türde verilen eserlerin çok  değişik sahalarda oluşu, ona belli bir sınır çizme imkânını  zorlaştırır. Hatıratın en önde gelen özelliği yazarının hayatının belli  bir kesitini de alması ve çok sonra yazıya dökülmesidir. içlerinde  hatıra özelliği bulunabilecek seyahatname, sefaret-nâme, muhtıra,  tezkire, menkıbe, günlük, mektup, otobiyografi ve tarih türleri ile  karıştırılmamaları gerekir. Bu türlerin her birinin kaleme alınış  gayeleri ayrıdır. Ortak özellikleri ise yaşanmış olaylar üzerine  kurulmuş olmalarıdır. Ancak bu özellik, onları birbirinin yerine koyma  sebebi olamaz.

Hatırat ile günlük en çok  karıştırılan iki türdür. Bu iki türün en önemli ayrılığı günlüklerin  yaşarken, hatıratın ise yaşandıktan sonra kaleme alınmalarıdır.

Hatıralarını anlatacak olanlar  gördüklerini, duyduklarını ve bildiklerini tam bir tarafsızlıkla ortaya  koymalıdırlar. Ancak hatıraların kaleme alınışında çoğu zaman yazarın  tercihi öne çıkar. Çoğu hatıra yazarı anlattıklarında kendini merkez  olarak alır.

Hatıralar aradan uzun zaman  geçtikten sonra kaleme alındıklarından, yazarlar ancak hafızalarında  kalanları yazıya dökebilirler. Bu arada yanlış hatırlanan birçok bilgi  de hatıralar arasına girebilir. Hatta yazarlar, günün şartlarına göre  hatıralarını değiştirebilir, onlara yeni yorumlar getirebilirler.

Hatıra yazarlarının doğru olanı  dile getirebilmek kaygısı ile kaleme aldığı devrelerle ilgili çeşitli  belge, mektup günlük dergi ve gazetelerden faydalanabileceği de unutulmamalıdır.

Hatıra yazarları, hatıralarını  kaleme alırlarken kendi bakış açılarını daima esas alırlar. Olaylar,  kişiler ve üzerinde kalem oynatılan her durum, yazarın eğilimlerine göre  yeniden ifade bulur.

Aynı olaylar etrafında başka  başka kişiler tarafından kaleme alınmış hatıralar karşılaştırılacak  olursa, bu özellik açık bir şekilde kendisini gösterir.

Hatıralarını yazanlar bunları  meydana geldikleri zamanın imkânları ile değil, olup bitenleri erişmiş  oldukları yani ve tecrübeli bakış açısından dile getirirler. Bundan  dolayıdır ki hatıralar hep yazıldıkları andan bakılarak kaleme  alınırlar. Bu bakımdan hatıraların mutlaka gerçeği anlattığı söylenemez  ve onlara sağlam tarihî belgeler olarak bakılamaz.

Hatırat yayımlamanın çeşitli amaçlan  vardır, insanlar, hayat tecrübelerinin başkalarına örnek olabileceğini  düşünerek, bizzat yaşanılıp görülen olaylara açıklık ve yeni boyutlar  kazandırmak iddiası ile; her dalda sanatkâr, devlet adamı, asker,  politikacı ve bu gibilerin biyografilerini tamamlayacak bilgiler vermek  üzere-, toplumdaki değişmelerle unutulmaya yüz tutmuş hayat tarzını ve  toplum değerlerini tanıtma ve yaşatma gayesi ile; tarih ve kamu oyu  karşısında hesaplaşmak, bir nevi günah çıkarmak maksadıyla, gelecek  kuşaklara ders vermek için; özlediği mazisine dönüp mutlu olabilmek için  ve daha başka sebeplerle hatıralar kaleme alınabilir.

Her ne sebeple kaleme alınırsa alınsın hatıralarda dürüstlük, samimiyet ve sorumluluk duygusu ön planda tutulmalıdır.

Tarihe, topluma, sanata şekil ya yön vermiş  kimselerin hayatı daima insanların ilgisini çekmiştir. Hatıralar, bu  konularda ve daha başka sahalarda isim yapmış insanlar üzerinde umumî  bilgilerden daha özel bilgiler verir. Bu özelliğinden dolayı hatıralara  daima ilgi duyulmuştur.

Hatırat yazıları genel mânâda edebiyat  sahası içinde kabul edilirler. Ancak onların edebiyat dünyası içindeki  ve edebî eserler arasındaki yerini tayin eden dilleridir. Açık,  anlaşılır, sade ve canlı bir dil ile yazılan hatırat kitapları olduğu  gibi çeşitli söz ve mânâ sanatları ile yüklü hatırat kitapları da  vardır. Hatırat türü için tercih edilen açık, sade, anlaşılır, objektif  ve canlı bir üslûpla yazılmış olmalarıdır.

Yorum Bırak...