11.Sınıf Dil ve Anlatım Dersi Biyografi – Otobiyografi Türü ve Özellikleri Konusu

Edebiyat,  sanat, siyaset, ticaret vb. alanlarda haklı bir üne kavuşmuş, tanınmış  insanların hayatlarını, eserlerini, başarılarını okuyucuya duyurmak  amacıyla yalın bir dille, tarafsız bir görüşle yazılan inceleme  yazılarına hayat hikâyesi (biyografi) denir.
                         ÖZELLİKLERİ
             1-Yaşamı yazılan kişinin kendisi  tarafından değil, onunla ilgili araştırma yapan, bilgi ve belgelere  ulaşan veya onun yaşamına yakından tanıklık etmiş kişiler tarafından  kaleme alınır.
             2- Tarafsız ve gerçekçi olunmalıdır.
             3-Bilgi, belge, tanık ve kanıtlara dayandırılmalıdır.
             4- Kronolojik sıra izlenebilir.
             5- Kişiyi tüm yönleriyle tanıtır. Kişinin önemi, değeri, benzerlerinden farkı belirlenmelidir.
             6- Öznel bir tutum izlenmemeli, kişinin yaşamı aşırı yerme ve övmelerden uzak tutulmalıdır
             7- Açık, sade bir dil kullanılır.
             8-Divan edebiyatında şairleri anlatan bu eserlere, “Tezkire” denirdi.
             9-Türün ünlüleri; Mithat Cemal Kuntay, Şevket Süreyya Aydemir.
             *Ünlü bir kişinin hayat hikâyesini yazacak kimse, geniş  bir araştırma yapar. Şayet kişi sağ ise ona hayatıyla, çalışmalarıyla,  eserleriyle ilgili sorular sorar ve aldığı cevapları not eder (veya  kaydeder.); bunlardan yazısında yararlanır. Kişi hayatta değilse, onun  hayatını (varsa belgeleriyle birlikte) etraflıca araştırır. Nasıl ünlü  olduğunu, nasıl başarılı olduğunu; (varsa) eserlerini dikkatlice  inceler. Bütün bu veriler ışığında kronolojik olarak veya kendine özgü  bir üslûpla hayat hikâyesini yazar.
                          *Çoğu zaman bunlarda, sanatçı kendisiyle beraber aile büyüklerinden, çevreden, aile içi durumlardan da söz eder.
                          Ünlü kişilerin hayatlarını konu alan, bunları roman tarzında işleyen edebî yazılara biyografik roman denir.
                          Bir kişinin hayatını  ayrıntılı olarak veren kişisel biyografi kitapları olduğu gibi, birden  çok kişinin hayat hikâyelerini bir araya getiren genel biyografi  eserleri de vardır. Örneğin antolojilerde, ansiklopedilerde, yıllıklarda  birden çok kişinin biyografileri çok kısa olarak ana hatlarıyla  verilir. Bu eserlerde ya da yazarın kitabının arka kapağında veya iç  sayfasında yer alan biyografiler genellikle kısadır. Ayrıntıları atılmış  daha çok doğum ölüm tarihleri, doğum yerleri, bitirdikleri okullar,  çalıştıkları işler, yazdıkları eserler ve önemli başarıları anılmakla  yetinilir.
            Her döneme, her mesleğe ve her millete ait kişilerin biyografilerini veren eserlere evrensel biyografi, bir millete ait kişilerin biyografilerini verenlere ulusal biyografi, bir bölgeye mensup kişilerin biyografilerinin toplandığı eserlere bölgesel biyografi, belli bir mesleğe mensup kişilerin yer aldığı eserlere meslekî biyografi, belli bir dönemde yaşayanların hayat hikâyelerinin verildiği eserlere de dönem biyografisi denir. Dönem biyografisine çağdaş insanların yer aldığı Who’s Who? (Kim Kimdir?) adlı eseri gösterebiliriz.
                          Biyografiler yazım tekniğine göre de farklılıklar arz etmektedir. Bunları kısaca şöyle sınıflandırabiliriz:
                          a. Bilimsel biyografi: Biyografik  bilgileri kronolojik bir sıra içerisinde, alt başlıklar halinde, onun  dönemi içindeki konumunu, getirdiği yenilikleri, gösterdiği başarıları,  eserlerini, eserlerinin değişik özelliklerini eleştirel bir tutumla,  belgelere, araştırma ve incelemelere dayalı olarak veren çalışmalara  bilimsel biyografi ya da biyografik monografi denir. Bu  tür eserlerde kişinin doğumu, yetişmesi, öğrenimi, çalışma hayatı,  türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi, şekil ve muhteva  özellikleri, başarıları, ödülleri ve başka özellikleri bölümler halinde  verilir. Bilimsel biyografi türüne şu örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret Devir-Şahsiyet-Eser (1971); İsmail Parlatır,
            b. Biyografik roman: Ünlü kişilerin hayatlarını konu alan, bunları roman tarzında işleyen edebî yazılara biyografik roman denir.
                          Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlatımı üslûbuyla  kişiyi bir roman kahramanı gibi olayların içindeki konumlarıyla sunan  eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik  romanlarda kişinin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davranışları,  duyguları, düşünceleri, tepkileri, tavır alışları, giyinişi gibi pek çok  değişik özellikleri ayrıntılı olarak verilip bir anlamda onun portresi  çizilir. Hayatı içerisinde canlı, yaşayan bir kişilik olarak sergilenir.  Buna örnek olarak M. Emin Erişirgil’in Mehmet Akif /İslâmcı Bir Şairin Romanı (1956); Tahir Alangu’nun “Ömer Seyfettin “(1968) adlı eserleri verilebilir. Ayrıca Oğuz Atay‘ın  “Bir Bilim Adamının Romanı” (1975) adlı romanı da bu türün en iyi  örneklerindendir.  Yazar bu romanında hocası Mustafa İnan’ı merkez  alarak bir dönemin idealist neslinin hayatını yansıtmıştır.
            c. Nekroloji:   Ölen ünlü bir kişinin hemen ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde  yakın çevresinde yer alan kişiler tarafından onun üstün niteliklerinin,  erdemlerinin, çalışmalarının ve diğer özelliklerinin anı üslûbuyla  anlatıldığı yazılara denir. Bu yazılar bir anlamda öleni çok seven  birinin ağıtları, duygusal, öznel açıklamalarıdır.
                          Bu tür yazılara örnek olarak Yahya Kemal‘in  ölümü dolayısıyla kaleme alınmış şu yazıları verebiliriz: Vehbi Cem  Aşkun, “İstanbul Aşığını Kaybetti” (Dün-ya, 5 Kasım 1958); Nimet Behsuz,  “Büyük Şairin Arkasından” (Yeni Gün, 3 Kasım 1958); Cenap Gedikoğlu,  “Bir Dev Şair Göçtü” (Yeni Gün, 5 Kasım 1958).
            BİYOGRAFİ TARİHİ GELİŞİMİ:
            Türk edebiyatında ilk biyografik eser, Malik Bahşi‘nin Feridüddin-i Attar’dan çevirmiş olduğu “Tezkiretü’l-Evliya“dır.
            Daha çok mesleklerine göre düzenlenmiş ve  birden fazla kişinin biyografisinin yeraldığı tezkire, menakıb,  vefeyat, devha, sefine, tuhfe, hadika, fihrist, silsilename, şairname,  gazavatname, sicil gibi adlar altında birçok eser kaleme alınmıştır.  Menakıpname ya da velâyetname denilen eserlerde tarikat büyüklerinin,  evliyaların, pir ve şeyhlerin olağanüstü halleri, kerametleri ve diğer  kişisel özellikleri anlatılır.
             Yayımlanmış bazı menakıpnamelere şu  örnekler gösterilebilir: Hacımsultan Velâyetnamesi (Rudolp Tschudi);  Hacı Bektaş Velâyetnamesi (Erich Gross).Vakayinamelerde de birçok devlet  adamının biyografilerine ait malzemeler bulmak mümkündür.
                          Şuara Tezkireleri:
             Şairlerin biyografilerine, eserlerine yer veren, şiirleri  hakkında değerlendirmelerin bulunduğu eserlere şuara tezkiresi denir.
            Ayrıca bakınız>>> Bibliyografya
            OTOBİYOGRAFİ
                          Kişinin kendi hayatını anlattığı yazıya otobiyografi  denir. Otobiyografide doğumdan itibaren otobiyografinin yazıldığı ana  kadar yaşananlardan anlatmaya değer olanlar yazılır. Edebiyat, sanat,  siyaset, spor vb. alanlarda ünlü bir kişi; diğer insanlarca bilinmeyen  yönlerini, başarısını nelere borçlu olduğunu ve nasıl kazandığını  anlatmak amacıyla otobiyografisini yazar. Otobiyografi her  ne kadar öznel bir anlayışla kaleme alınsa da gerçekler göz ardı edilmemelidir.
            MONOGRAFİ:
                          Ünlü bir kimsenin hayatını,  kişiliğini, eserlerini, başarılarını ayrıntılarıyla ele alan veya  bilimsel bir alanda özel bir konu ya da sorun üzerine yazılan inceleme  yazısına monografi (tek yazı) denir. Monografide herhangi bir yer, bir  eser, bir yazar, tarihî bir olay, bilimsel bir alana ait bir sorun özel  bir görüşle veya bakış açısıyla değerlendirilebileceği gibi bir konu  üzerinde derinlemesine bir inceleme de yapılabilir.
            PORTRE
                          Bir kimseyi karakteristik  özellikleriyle okuyucuya tanıtmak amacıyla yazılan edebî yazılara portre  denir. Kişinin sadece dış görünüşünün (boyunun, yüzünün, giyinişinin,  hareketlerinin…) anlatıldığı portreye fizikî portre; iç dünyasının,  alışkanlıklarının, duygularının, fikirlerinin, zayıf taraflarının…  Anlatıldığı portreye ruhî portre (tinsel, moral portre) denir.  Çoğu  zaman fizikî portre ile ruhî portre iç içe verilir.
                          Fizikî portre; kişiyi diğer  insanlardan ayıran dış özellikleri iyi bir gözlemle belirlendikten  sonra, uygun sıfatlar kullanılarak özgün bir şekilde yazılır.
             İç dünyanın anlatıldığı ruhî portrede  ise; kişinin ahlâkı, alışkanlıkları, düşünceleri ilginç bir üslûpla  yazılır. Portreye konu kolan kişiye ait, düşünceleri ve anlayışları daha  etkili olarak ortaya koymak için onun sözlerine de yer verilebilir.
                          Romanda olay kahramanları  değişik bölümlerde (yeri geldikçe) gerek dış görünüşleriyle gerekse  karakter özellikleriyle okuyucuya tanıtılır. Okuyucunun roman  kahramanlarını hayalinde canlandırması sağlanır. Bu yönüyle portre  bölümlerine, romanlarda daha çok rastlanabileceği gibi bağımsız bir  edebî tür olarak yazılmış portreler de vardır.
            Portre örneği
ATATÜRK
             Atatürk her şart içinde kendisini empoze  edenlerdendi.  Bakışında, jestlerinde, ellerinin hareketinde,  kımıldanışlarında ve yüzünün çizgilerinde bütün bir dinamizm vardı. Bu  dinamizm etrafını bir çeşit sessiz sarsıntı ile dolduruyordu. Öyle ki  birkaç dakikalık bir konuşmadan sonra bu mütevazı ve rahat adamın, bu  öğreticinin anında bir uçtan öbür uca geçebileceğini, meselâ en rahat ve  kahkahalı bir sohbeti keserek en çetin bir kararı verebileceğini ve  daha gücü bu kararı verdikten sonra yine aynı noktaya döneceğini  düşünebilirsiniz. En iyisi istim üzerinde bir harp gemisi gibi çevik,  harekete hazır bir dinamizm diyelim.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir’
          Otobiyografi
          Otobiyografi Bir düşünürün, bir sanatçının  kendi yaşam öyküsünü anlattığı eserdir. Kaynak olarak kişi kendini ve  aile büyüklerinden aldığı bilgileri kullanır. Otobiyografi yazmak çok  güçtür, çünkü insanın kendinden sözederken objektif olması zordur.  Otobiyografiler sayesinde o kişinin sanatı, düşünceleri, yaptığı işler  hakkında bilgileniriz. Biyografiler aynı zamanda iyi bir belgeseldirler.  Bu alanda çalışacaklara ve yazarın yaşadığı dönemin özelliklerine  kaynaklık eder. Otobiyografileri okumak, kendi deneyimlerimize bir yaşam  deneyimini, yaşayanın ağzından katmak demektir. Onların; başarılarının  nedenlerini çözeriz.
          Otobiyografinin belirleyici özellikleri:
          . Otobiyografi düşünsel plânla yazılır.
          . Otobiyografi, belgelere dayanılarak yazılır. Rivayetlere ve tartışmalara yol açacak bilgilere yer verilmez.
          . Derlenen bilgiler bilimsel araştırma yöntemiyle bir araya getirilmelidir.
          . Biyografi yazarı objektif olmak zorundadır.

Yorum Bırak...