Biyoloji – Hayvanlarda Üreme Büyüme ve Gelisme – Konu Anlatım

1- Hayat Döngüsü :
Doğada bulunan hayvanlar beslenme, çoğalma şekli, gelişim  özellikleri ve yavru bakımı açısından farklılık gösterirler. Bu nedenle  hayvan gruplarının hayat döngüleri birbirinden farklıdır.
Doğada yaşayan canlıların doğması, büyümesi, gelişmesi, üremesi  (çoğalması) ve ölmesini içine alan süreye hayat döngüsü denir. Hayat  döngüsü üreme olayı ile başlar.
Hayvanlarda da üreme, insanlar gibi döllenme olayı sayesinde  gerçekleşir. Hayvanlarda, erkek ve dişi üreme hücrelerinin (sperm ve  yumurta hücrelerinin) çekirdeklerini birleşmesine döllenme, döllenme  sonucu oluşan döllenmiş yumurta hücresine zigot denir. Zigot oluştuktan  sonra gelişerek embriyo denilen canlı taslağını oluşturur. Oluşan  embriyoda gelişimini tamamlayarak yeni bir canlıyı oluşturur. Embriyonun  büyüyerek gelişebilmesi için beslenmesi ve korunması gerekir. Bunun  için embriyoya uygun bir ortam sağlanmalıdır.

2- Döllenme Çeşitleri :
a) Dış Döllenme :
Sperm ve yumurta hücrelerinin vücut dışında, suda birleşmesidir. Bu  canlılar döllenme şansını arttırabilmek için aynı anda aynı yerlere çok  sayıda üreme hücresi bırakırlar. Döllenme ve döllenme sonucu oluşan  embriyonun gelişimi suda olur.
Balık, kurbağa ve suda yaşayan omurgasızlarda görülür.
b) İç Döllenme :
Sperm ve yumurta hücrelerinin dişi canlının (annenin) vücudunda  birleşmesidir. (Karadaki çevresel olumsuzluklardan dolayı iç döllenme  gerçekleşir). İç döllenme olayında erkek birey çok sayıda, dişi birey az  sayıda üreme hücresi oluşturur.
İç döllenme şansı, dış döllenme şansından daha yüksektir.
Kuşlar, sürüngenler, suda yaşayan memeliler (omurgalılar) ile karada yaşayan memeliler, insanlar ve diğer canlılarda görülür.
3- Hayvanlar ve Özellikleri :
Hayvanlar, iskelet sisteminin bulunup bulunmamasına göre; omurgalı ve omurgasız hayvanlar olarak iki grupta incelenir.
hayvan-siniflandirmalari
a) Omurgalı Hayvanlar :
İskelet sistemine sahip olan hayvanlara omurgalı hayvanlar denir.  Omurgalı hayvanlar kendi aralarında; balıklar, kurbağalar, sürüngenler,  kuşlar ve memeliler olarak beş gruba ayrılırlar.
Bütün omurgalı hayvanlar;
• İskelet sistemine sahiptir.
• Döllenme ile çoğalırlar.
• Döllenme sonucu yumurta veya doğurarak çoğalırlar.
• Dolaşım sisteminde kapalı dolaşım görülür. (Kanın sadece damarlar içinde dolaşması).
1- Balıklar :
• Solungaç solunumu yaparlar (Suda çözünmüş havanın oksijenini kullanırlar). • Yumurta ile çoğalırlar.
• Genellikle yavru bakımı görülmez.
• Dış döllenme görülür. (Döllenme olayı ana canlının vücudu dışında gerçekleşir).
• Gelişmeleri sırasında başkalaşım geçirmezler.
• Yavrularını sütle beslemezler.
• Kalpleri iki odacıklıdır.
• Kirli kan solungaçlarda temizlenir.
• Kalplerinde daima kirli kan bulunur, küçük kan dolaşımı görülmez.
• Vücutları pullarla kaplıdır.
• Soğukkanlı canlılardır.
2- Kurbağalar :
• Larva döneminde suda solungaç solunumu, ergin dönemde karada deri ve akciğer solunumu yaparlar.
• Yumurta ile çoğalırlar.
• Yavru bakımı görülmez.
• Dış döllenme görülür.
• Gelişimleri sırasında başkalaşım geçirirler.
• Yavrularını sütle beslemezler.
• Kalpleri üç odacıklıdır.
• Kirli kan akciğerlerde temizlenir.
• Kalplerinde temiz ve kirli kan taşırlar. (Vücutlarında kirli ve temiz kan dolaşır).
• Nemli bölgelerde yaşarlar.
• Soğukkanlı canlılardır.
3- Sürüngenler :
• Akciğer solunumu yaparlar.
• Yumurta ile çoğalırlar.
• Yavru bakımı görülmez.
• İç döllenme görülür.
• Gelişimleri sırasında başkalaşım değil, gömlek değişimi görülür.
• Yavrularını sütle beslemezler.
• Kalpleri 3 odacıklıdır.
• Kirli kan akciğerde temizlenir.
• Kalplerinde temiz ve kirli kan taşırlar. (Vücutlarında kirli ve temiz kan dolaşır).
• Vücutları pullarla kaplıdır.
• Soğukkanlı canlılardır.
a) Kertenkeleler :
• Tehlike anında kuyruğunu koparır. Düşman kuyrukla uğraşırken kaçar.  Daha sonra kopan kuyruğun yerine yenisini yapar. Buna rejenerasyon  (yenilenme) denir.
b) Yılanlar :
• Hareket üyeleri yoktur. Sürünerek hareket ederler.
• Bazı türleri zehirlidir.
• Gelişimleri sırasında gömlek değişimi görülür.
• Besinlerini çiğnemeden yutarlar.
c) Kaplumbağalar :
• Vücutlarını düşmandan koruyan kabukları vardır. Bu kabuk dış iskelet değildir, iç iskelete bağlıdır.
d) Timsahlar :
• Nehir ve göllerde yaşarlar.
• Alt çeneleri sabit, üst çeneleri hareketlidir.
• Kalpleri dört odacıklıdır.
• Kalpte kirli ve temiz kan karışmaz. Kalp çıkışında panizza kanalında karışır. Vücudu karışık kan dolaşır.
4- Kuşlar :
• Akciğer solunumu yaparlar.
• Yumurta ile çoğalırlar.
• Yavru bakımı görülür.
• İç döllenme görülür.
• Gelişimleri sırasında başkalaşım geçirmezler.
• Yavrularını sütle beslemezler.
• Kalpleri 4 odacıklıdır.
• Kirli kan akciğerde temizlenir.
• Kalpte kirli ve temiz kan karışmaz. Vücudu temiz kan dolaşır.
• Vücutları tüylerle kaplıdır.
• Sıcakkanlı canlılardır.
• Ağızlarında diş bulunmaz. Katı besinler taşlıklarındaki taşlar ve kaslar yardımıyla parçalanır.
a) Et Yiyen (Yırtıcı) Kuşlar : Kartal, atmaca
b) Tırmanıcı Kuşlar : Ağaçkakan
c) Tane Yiyen Kuşlar : Güvercin, serçe
d) Su Kuşları : Pelikan, martı, ördek, leylek
e) Uçamayan Kuşlar : Deve kuşu, tavuk, kivi
f) Bal Özü Emen Kuşlar : Gagaları ince ve uzun olan Kolibri
g) Ötücü Kuşlar : Tohumla beslenen keklik, kanarya.
5- Memeliler :
• Akciğer solunumu yaparlar.
• Doğurarak çoğalırlar.
• Yavru bakımı görülür.
• İç döllenme görülür.
• Gelişimleri sırasında başkalaşım geçirmezler.
• Yavrularını sütle beslerler.
• Kalpleri 4 odacıklıdır.
• Kirli kan akciğerde temizlenir.
• Kalpte kirli ve temiz kan karışmaz. Vücudu temiz kan dolaşır.
• Vücutları kıllarla kaplıdır.
• Sıcakkanlı canlılardır.
• Beslenme özelliklerine göre 3 grupta incelenirler.
a) Otçul Memeliler : Koyun, keçi, inek, ceylan, geviş getiren at ve eşek gibi hayvanlar ile geviş getirmeyenler.
b) Etçil Memeliler : Kedi, köpek, kurt, aslan, kaplan.
c) Hem Etçil Hem Otçul Memeliler : İnsan, ayı, maymun, domuz,
kuşların büyük kısmı ve bazı balıklar.
d) Kemirgen Memeliler : Sincap, kunduz, fare, tavşan.
e) Uçan Memeliler : Yarasa.
f) Yüzen Memeliler : Balina, köpek balığı, yunus, fok.
b) Omurgasız Hayvanlar :
Vücutlarında kemikten veya kıkırdaktan yapılmış iskelet sistemine sahip  olmayan hayvanlara omurgasız hayvanlar denir. Omurgasız hayvanlar kendi  aralarında; tek ve çok hücreli omurgasız hayvanlar olarak iki gruba  ayrılırlar.
Bütün omurgasız hayvanlarda;
• İskelet sistemi bulunmaz. Vücudun dik durmasını sağlayan başka yapılar bulunur.
• Dolaşım sisteminde açık dolaşım görülür.(Açık dolaşımda kılcal damarlar bulunmaz)
• Çeşit sayısı çok fazladır.
• Karada ve suda yaşarlar.
• Karada yaşayanları trake ve deri, suda yaşayanları solungaç solunumu yaparlar.
1- Solucanlar :
• Nemli yerlerde yaşarlar.
• Yapı bakımından üç çeşittirler.
a) Halkalı Solucan :Toprak solucanı ve sülük.
b) Yassı Solucan :Tenya = Şerit.
c) Yuvarlak Solucan :Bağırsak solucanı, tirişin, kıl kurdu.
2- Eklem Bacaklılar :
• Vücutlarının dışında kitin denilen örtü bulunur. Sert ve dayanıklı olan bu örtü vücuda diklik ve desteklik sağlar.
• Vücutlarındaki halkalar ve deri kıvrımlarının birbirine eklenmesiyle oluşan yapıya dış iskelet denir.
• Yumurta ile çoğalırlar.
• Böcekler grubunda olan eklembacaklılar başkalaşım geçirirler.
• Yumurtadan çıkan kurtçuğa larva denir.
• Larvanın ergin hale gelinceye kadar geçirdiği uyku dönemine pupa denir.
• Pupa dönemi karasinekte kabuk içinde, ipek böceğinde ise kendi salgıladığı ipekten yaptığı koza içinde geçirilir.
a) Böcekler :Arı, karasinek, sivrisinek, bit, pire, kene, çekirge, tahta kurusu, hamam böceği ve kelebek.
b) Kabuklular :Yengeç, karides.
c) Örümcekler :Örümcek, akrep.
d) Çok Ayaklılar :Çıyan, kırkayak.
3- Süngerler :
4- Mercanlar :
5- Yumuşakçalar : Salyangoz, midye, istiridye, mürekkep balığı, sümüklü böcek, ahtapot.
6- Derisi Dikenliler : Deniz yıldız denizkestanesi.
4- Başkalaşım ve Başkalaşım Geçiren Hayvanlar :
Bazı canlılar dünyaya geldiklerinde ana canlıya benzerken bazıları da  benzemezler. Ana canlıya benzemeyen canlılar gelişim dönemleri boyunca  başkalaşım geçirerek ana canlıya benzer hale gelirler.
Kurbağaların ve böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra yapısal  değişikliğe uğrayarak ana canlıya benzer hale gelmesine başkalaşım  denir. (Kurbağaların ve böceklerin yumurtadan çıktıktan ergin hayvan  oluncaya kadar geçirdikleri gelişim evrelerinin hepsine birden  başkalaşım denir).
Kurbağalar ve eklem bacaklılardan böcekler, başkalaşım geçiren hayvanlardır.
a) İpek Böceğinin Gelişim Dönemleri (Başkalaşım Evreleri) :
• İpek böceği salgıladığı yapışkan bir maddeyle (iplikle) yumurtalarını birbirine
bağlayarak etrafa dağılmalarını önler.
• Tırtıl, yumurtaların gelişebilmesi için salgıladıkları iplikle  kendilerine koza örmeye başlarlar. (Tırtıl bunu 3 – 4 günde örer).
• Yumurta olgunlaşınca tırtıl oluşur.
• Tırtılın ergin hale gelinceye kadar geçirdiği uyku dönemine pupa denir.
• Pupa dönemi sonunda koza yırtılır ve kelebek oluşur.
b) Kurbağanın Gelişim Dönemleri (Başkalaşım Evreleri) :
• Kurbağadaki döllenmiş yumurta hücresinin gelişmesi sonucu larva oluşur.
• Balığa benzeyen larvalar gelişerek iribaş olur.
• Zamanla iribaş büyüdükçe önce arka bacaklar, sonra ön bacaklar çıkar ve en sonunda kuyruk kaybolur.
• Bundan sonra genç yavru kurbağa oluşur. Yavru kurbağa da gelişerek ergin kurbağa haline gelir.
kurbaga-evreleri
Kelebeklerde gelişme ve büyüme:

  • Erkek ve dişi hayvanların çiftleşmesiyle döllenme olur.(iç döllenme)
  • Dişi yumurtaları oluşturur
  • Yumurtadan kurtçuklar çıkar
  • Kutçuklar tırtılı ,tırtılda gelişerek kelebeği oluşturur.

KELEBEK FAUNASI

Bitkiler aleminin en güzel varlıkları olan çiçekler, kokuları ve  renkleri ile nasıl çekici iseler; hayvanlar aleminin, renkleri ve narin  görünüşleriyle en güzel varlıkları olan kelebekler de, insanlar üzerinde  o derece cezbedici bir etki uyandırırlar. O nedenle tatil sezonu  boyunca, özellikle 15,000 civarında günübirlik ziyaretçiyi buraya çeken  sebep, Kelebek Vadisi kelebekleridir. Ancak kelebek türleri yıllık  periyod içinde belirli aylarda uçtuklarından, hepsini bir arada görme  umuduyla gelen insanları yanıltabilirler. Örneğin, Vadi’ ye adını verev  ve ziyaretçilerin en fazla ilgisini çeken Kaplan kelebeği (Euplagia  quandripunctaria), sadece temmuz ve ağustos aylarında yoğun olarak  görülebilir.

Kelebek Vadisi’ ne ilginin giderek artması üzerine,  burada yaşayan kelebek türlerini birarada sergileyebilmek amacıyla  yaptığımız çalışmalar, 1997-2000 yılları arasında gerçekleşmiştir.  Nisan-Ekim arasında, aynı zamanda çadır hayatım yaşayarak yaptığımız  gözlemlere göre 40-45 civarında gündüz ve o sayıya yakın gece kelebeği  tespit edilmiştir. Ayrıca kelebekleri, ince tellerle çevrili bir “  kelebek evi ” nde koruma altına alarak çoğalmalarını sağlamak üzere  tasarlanmış bazı girişimler, zor tabiat şartları nedeniyle kalıcı  olmamıştır.

İnsanların bu kadar ilgisini çeken ancak hakkında  çok az şey bildiği kelebekleri daha iyi tanıyabilmek için, yaşam  evrelerine kısaca göz atmak gerekecektir. Kelebekler, metamorfoz adı  verilen ve dört safhadan oluşan başkalaşım süreci içinde gelişir ve  çoğalırlar: Yumurta, Larva, Pupa ve Ergin kelebek evreleri.

Kelebeğin yaşam evreleri
Yumurta evresi: Dişi kelebek, yumurtalarını  bitkilerin gövde veya yaprakları üzerine bırakır. Boyları 1-2 mm.  Civarındaki yumurtaların renk ve biçimleri, her kelebek türüne göre  değişir. Bırakılan yumurta sayısı ise türüne göre ortalama 40-200  arasındadır. Bu yumurtaları birer birer ve bir bölge içinde aynı türden  birçok bitki üzerine taksim ederler. Her kelebek türünün tercih ettiği  bitki birbirinden farklıdır; bazıları aynı, bazılarıysa ortam şartlarına  göre birkaç değişik bitki türünü tercih edebilir. Bir yumurtanın normal  koşullarda olgunlaşıp çatlama süresi 6-14 gündür.

Bazı yumurta biçimleri

Larva evresi: Yumurtalar çatlayınca içlerinden 2-3  mm. Boyunda tırtıllar çıkar ve böylece kelebeğin larva dönemi başlar.  Önce, çıktıkları yumurtanın kabuğunu ve sonra üzerinde bulundukları  bitkinin yapraklarını yiyerek beslenir ve büyük bir oburlukla bu işlemi  sürdürürler. Biçimleri kural olarak yuvarlak bir silindir biçimindedir.  Üzerleri düz, dikenimsi çıkıntılı veya kıllarla kaplıdır. Her kelebek  türünün larvası birbirinden farklı biçim ve gözalıcı renklerdedir.  Larvalar genelde 10 halkadan, ve 3’ü önde, 5 tanesi arkada olmak üzere 8  çift bacaktan oluşur. Larvalar kabuk değiştirerek büyürler ve erişkin  boya ulaşıncaya kadar 5-6 defa deri ve renk değiştirirler. Kelebeklerin  larva süreleri 3-6 haftadır.

Larvanın dış yapısı

Pupa evresi: Larva evresini tamamlamış olan tırtıl,  bitkiyi terkeder; ağaç gövdeleri, taş aralıkları, saçak altları veya  evlerin içlerine girerek emin bir yerde pupa evresine geçer. Bazı türler  (Nymphalidae familyası) başaşağı, bazılarıysa (Örn. Pieridae türleri)  gövdelerinden ince bir ağ iplikle kendilerini bağlayıp dikine olarak  tutunurlar. Önce katılaşmış bir hal alan larva 10-12 saat kadar bu  pozisyonda kalır, sonra yavaş yavaş şekil değiştirerek kıvrık bir yaprak  biçimi alır. Pupaların hakim renkleri genellikle çevre ile uyum  sağlayacak biçimde kahverengi veya yeşil tonlarıdır. Böylelikle mükemmel  bir kamuflaj sağlanmış olur. Pupa süresi 10-15 gündür, ancak biraz  sonra göreceğimiz nesil farklılığına göre bu süre değişebilir. Pupa  evresinin son 2-3 gününde kabuk şeffaflaşır, kelebeğin renk ve desenleri  görülür hale gelir.

Gündüz kelebeği pupası

Kelebek evresi: Pupa evresinin sonunda, pupanın  derisi gövde veya kanatların çevresinden yırtılarak, kelebek dışarıya  çıkar. Kanatlar gövdeye yapışık ve bir kıvırcık salata yaprağı gibi  buruşuk görünümdedir. Hayvan hemen pompalama hareketine geçerek  kanatlara hava ve kan pompalar, kanatlar yavaş yavaş gerilip büyüyerek  20-30 dakikada, bildiğimiz kelebek formunu alır ve artık uçmaya  hazırdır. Geride boş bir kabuk kalır. Ergin kelebeğin yaşam süresi 7-10  gün civarıdır.
Kelebekler; baş, göğüs, karın; göğsün altında üç  çift bacak, gövdenin üstüne bağlı üst ve alt olmak üzere iki çift kanat  ve başın üzerinde bir çift antenden oluşur. Göğüs ve karın sık ince  tüyler, kanatlar ise yan yana sıralanmış küçük pullarla kaplıdır ve  kelebeğe rengini veren de bu pullardır. O nedenle böcekler alemi  sınıflandırmasında kelebekler Omurgasızlar sınıfında Pulkanatlılar  (Lepidoptera) olarak adlandırılmıştır. Kelebeklerin ağız yapısı spiral  şeklindeki dilden (emme hortumu) ibarettir; beslenirken uzar ve sonra  katlanıp ağıza yerleşirler. Kelebekler genelde çiçek nektarı, meyve gibi  organik maddeler ve minerallerle beslenir. Bu sebeple çürümüş  organizmalar, idrar veya dışkı gibi maddeler üzerine konabilirler.  Kelebekler suyun bulunduğu yerlerde çokça görülebilir, ancak bunun  nedeni daha çok, yumuşamış topraktaki mineralleri emmek içindir.
Yeni uçamaya başlayan bakir dişi kelebek “ feromon ”  adı verilen kuvvetli bir koku salgılar, bir anda birkaç km. çapında bir  alana yayılan bu koku, çok kısa zamanda erkek kelebeği kendine çeker.  Çiftleşme işlemi havada veya bir yere konarak gerçekleşir. Abdomenin  sonundaki üreme organları uç uca gelecek biçimde birleşirler. Bu sırada  erkeğin kanatları, dişininkiler arasında kalır ve çiftleşme pozisyonu  60-70 dakika kadar sürer. Erkek kelebekler de feromon salgılar, ancak bu  yakındaki dişiyi uyarmağa yarar. Kelebekler kokuyu ve sesleri antenleri  vasıtasıyla algılar. Gözleri ise yarım küre biçiminde, çok sayıda  peteğin (petek göz) bir araya gelmesiyle oluşur. Parlak ve canlı  renklere karşı hassastırlar.

Kelebekler tüm yaşam evreleri boyunca pek çok doğal  düşmanın tehdidi altında bulunurlar. Bunlar karıncalar, gezici  örümcekler, çekirgeler, yaban arıları, parazit sinekleri, kertenkeleler,  kuşlar ve farelerdir. Başta belirttiğimiz gibi kelebekler yumurtalarını  birer birer ve aynı türden birçok bitki üzerine bırakarak, bu  düşmanlara karşı bir nevi strateji uygularlar. Larvalar pis koku  salgılayarak ve renk uyumu vasıtasıyla kendilerini korurlar. Pupa  evresini yine rengi ile uyumlu kuytu köşelerde kamufle olarak tamamlar.  Ancak bunların dışında kelebeklerin en büyük düşmanı, doğayı hızlı  biçimde kirletip yok eden insandır.

Kelebek Vadisi Lepidoptera faunasını oluşturan  türler, Gündüz ve Gece kelebekleri olmak üzere iki ayrı grup halinde  tanıtılacaktır.

Yorum Bırak...