Tekke – Tasavvuf Edebiyatı Nazım Biçimleri: İlahi – Nefes – Deme – Nutuk – Devriye – Şathiye

Tasavvuf edebiyatı, tasavvuf edebiyatı nedir, tasavvuf edebiyatı nazım şekilleri, tasavvuf edebiyatı şairleri, tasavvuf edebiyatının özellikleri, tasavvuf edebiyatı nazım biçimleri

…İlahi…
(Nazım Biçimleri)Signature

İlahi, Allah’ı övmek,  O’na dua etmek ve en büyük aşkın Allah aşkı olduğunu belirtmek amacıyla  yazılmıs makamla okunan dini tasavvufi halk edebiyatı nazım şeklidir.  Arapça kökenli bir kelimedir. Bir başka kullanımı da şaşma ve sitem  bildiren ünlemdir.

İlahiler çok eski zamanlardan bu yana dinlerin  ve inançların önemli bir parçasını oluşturmuştur. Her dinin ilahilere  farklı bir bakışı vardır. Her dinin farklı ilahileri vardır. İlahiler  bir dinin kutsal metinlerinin bir parçasını oluşturup, kutsi bir  mahiyete sahip olabilir veya sadece o dinin inandığı Tanrı veya tanrısal  mefhumları övmek için inananlar tarafından yazılmış, kutsiyeti  bulunmayan metinler de olabilirler. İlahiler çoğu dinde din eğitiminin  önemli bir parçasıdır. Bazı dinlerde ve inanışlarda ilahi söylemek bir  tür ibadettir. Fakat, ilahi söylemek çoğu inanışta belirli ibadetlerin  sadece bir parçasını oluşturur.

İlahiler tarikatlere göre değişik isimler  alır. Mevlevilerde ayin, Bektaşilerde nefes, Alevilerde deme(deyiş),  diğer tarikatlerde de cumhur ve ilahi adını alır.

İlahi nazım şeklinin  öncüsü YUNUS EMRE’dir.Yunus Emre, şiirlerini halkın anlayabileceği sade  bir dille yazmıştır.Hece ölçüsü kullanmıştır.11′li hece ölçüsünü  kullanmıştır.Halkın içinden biri olduğu için halk tarafından çok  sevilmiştir ve dili halkın dilidir.
1. Allah’ı övmek ve  O’na yalvarmak için yazılan, Allah sevgisiyle, insan sevgisini bütünleştiren  içten şiirlerdir.
2. Özel bir beste ile  söylenir.
3. Hece ve vezninin  7’li, 8’li ve 11’li kalıbıyla söylenirler.
4. Dörtlüklerden  oluşur. Dörtlük sayısı 3 ila 7 arasında değişir.
5. Genelde şiirin  içinde şairin mahlası geçer.
6. İlahi denince akla  Yunus Emre gelir.

Not: İlahiler  tarikatlara göre farklı isimler alır. Mevleviler’de âyin, Bektaşilerde  nefes, Aleviler’de deme, Gülşeniler’de tapuğ, Halvetiler’de durak, öteki  tarikatlar da hur ya da ilahi gibi.

Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü
Bana seni gerek seni

Yunus Emre

…Nefes…
(Nazım Biçimleri)Signature

Nefes,  Dini temellere bağlı aşık edebiyatı nazım şekillerinden ilahilerin  Alevi-Bekteşi aşıklarınca yazılanlarına denir. Konusu genellikle  tasavvuftaki vahdet-i vücud, Alevi-Bektaşi ilkeleri, tarikat  kurallarıyla ilgilidir. Dili sade bir Türkçe olan nefesler biçim olarak  koşmaya benzer. Dörtlükler halinde hece ölçüsünün 7, 8, 11’li kalıpları  ile ya da az da olsa aruzla yazılanlara rastlanmaktadır. Dörtlük sayısı  3-7 arasında değişir. Fazla da olabilir.

1.  Bektaşi şairlerinin yazdığı tasavvufi şiirlerdir.
2. Genellikle, nefeslerde tasavvuftaki Vahdet-i Vücud felsefesi  anlatılır.
3. Bunun yanında Hz. Muhammed (A.S.M) ve Hz. Ali (R.A) için övgüler de  söylenir.
4. Nazımbirimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı 3 ila 8 arasında değişir.
5. Hece ölçüsüyle yazılırlar. Ama aruz ölçüsüyle yazılan nefesler de  vardır.
6. Nefeslerde, kalenderâne ve alaycı bir üslup dikkati çeker.
7. Duygu ve düşünceleri nükteli bir şekilde ve zarafet ölçüleri içinde  söylemek nefesin en belirgin özelliğidir.

Hak yoluna gidenlerin
Âsâ olsam ellerine
Er pîr vasfın edenlerin
Kurban olsam dillerine.Seyrânî

…Deme…
(Nazım Biçimleri)Signature

Halk  edebiyatının “tasavvufi halk edebiyatı” ya da “tekke edebiyatı” denilen  türü 12’nci yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı. Ama Anadolu’nun bu  alandaki ilk ve en büyük şairi Yunus Emre’dir. Anadolu’da 19′uncu  yüzyıla değin çeşitli tarikatlarla gelişen bu edebiyat geleneğinin  sürmesinde en önemli rolü Alevi-Bektaşi ve Melami-Hamzavi şairler  oynadı.

Tekke edebiyatı  şairleri, yalın bir dille, hece ölçüsüyle ya da aruzun heceye yakın  yalın kalıplarıyla şiirler yazdılar. Tekke şiirinin genel adı, özel  bestelerle okunan ve tarikatlara göre değişik isimlerle anılan  ilahilerdi. Nazım birimi dörtlüktü. Ama gazel biçimde yazılmış ilahiler  de vardır. Bu edebiyatın düzyazı biçimini ise evliya menkıbeleri,  efsaneler, masallar, fıkralar ve tarikat büyüklerinin yaşamlarını konu  alan yapıtlar oluşturur.genelde 8′li hece ölçüsü ile 4+4 kalıbıyla  yazılır.telmih,tenasüp,tezat,m  übalağa,gibi sanatlar sıkça kullanılır.  masiva yani allah dışındakileri önemsememe söz konusudur. ilahilerin  mevlidlerde bir ezgi ile söylenmesinin sebebi;hece ölçüsü,kafiye şeması  ve ahenk unsurlarıdır.

1. Alevi  ve Kızılbaş şairlerin kendi düşüncelerini dile getirdikleri şiirlerdir.
2. Bu şiirler Alevî tekkelerinde, tören sırasında sazla terennüm edilir.
3. Hecenin 8’li ölçüsü kullanılır.
4. 3 veya 5 dörtlükten oluşabilir.
Güzel âşık cevrimizi

Çekemezsin demedim mi
Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi

Pir Sultan Abdal

Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver sen onu
Bana seni gerek seni

Yunus Emre

…Nutuk…
(Nazım Biçimleri)Signature

Nutuk,  tarikata yeni giren dervişlere, tarikat derecelerini, tarikat adâbını  öğretmek için söylenmiş şiirlerdir. Türkmen Alevi ve Bektaşilerinin,  aşık tarzı halk edebiyatı nazım türü olan nefese verdiği isimdir. Türün  en önemli temsilcisi Kaygusuz Abdal’dır.

1.  Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren dervişlere öğüt vermek,  çeşitli konularda bilgilendirmek ve tarikat derecelerini ve tarikat  adabını öğretmek için söyledikleri şiirlerdir.
2. Şekil yönüyle koşmaya benzer.
Evvel tevhid sürer mürşid dilinden
Erişir canına fazl-ı Hüdâ’nın
Kurtulursam emâretin elinden
Erişir canına fazl-ı Hüdâ’nın

…Devriye…
(Nazım Biçimleri)Signature

Devir  kuramını anlatan şiirlere denir. Devir kuramı Muhammed’in “Ben nebî  iken Âdem su ile çamur arasındaydı.” hadisi ile ilgilidir.  Mutasavvıflara göre vücut halindeki Muhammed, yeryüzüne sonradan  gelmiştir. Halbuki ruh halindeki Muhammed ezelden beri vardı. Vakti  gelen ruh maddi aleme iner. Önce cemâdata (cansız varlıklara) sonra  nebata (bitkilere), hayvana, insana en sonra da İnsan-ı Kamil’e geçer.  Oradan da Allah’a döner ve onunla birleşir. Bu inişe nüzul, tekrar  Allah’a dönüşe de huruc denir. Bu inişi ve çıkışı anlatan şiirlere  devriye denir.


Lâ mekân ilinde bir nokta iken İsmi var, cismi  yok yerden gelirim Daha hiçbir nesne yaratılmadan Kandilin içinde  Nûr’dan gelirim.
Dört nesneden yoğrulup da yapıldım Şekillendim, fırınlara atıldım  Mevla’m ruh verince ayağa kalktım Adem denen bir beşer’den gelirim.

1.  Devir kuramını anlatan şiirlerdir.
Devir  kuramı; Hz. Muhammed’in (a.s.m) “Ben Nebi iken Âdem su ile çamur  arasındaydı” hadisi ile ilgilidir. Mutasavvıflara göre vücut halindeki  Hz. Muhammed (S.A.S) yeryüzün sonradan gelmiştir. Halbuki ruh hâlinde  olan Hz.Muhammed(A.S.M) ezelden beri vardır. Vakti gelen ruh maddî âleme  iner. Önce cansız varlıklara sonra bitkilere, hayvana, insana en sonra  da insan-ı kâmile geçer. Oradan da Allah (c.c)’a döner ve onunla  birleşir. Bu inişe nüzûl Allah’a dönüşe de hurûç denir. Bu inişi ve  çıkışı anlatan şiirlere devriye denir.


2. Ölçü ve uyak  bakımından ilahiye benzer.

Dokuz ay on gün batn-ı mâderde
Kudretten gözüme çekildi perde
Vaktim tamam olup ahir yerde
Çıkıp ten donundan cihana geldim

Hüsnî
…Şathiye…
(Nazım Biçimleri)Signature

Dini  ve tasavvufi halk şiirinde mizahi manzumelere genel olarak şathiye adı  verilir. Şathiyeler, mutasavvuf şairlerce söylenmiş ya da yazılmış,  tasavvufi inançları dile getiren, anlaşılması yorumlanmasına bağlı  şiirlerdir. Tasavvufi konuları işleyenleri şathiyat-ı sûfiyâne adını  alırlar. Şathiyelerde Allah’ın celâl sıfatının değil, cemâl sıfatının ön  plana çıkarıldığı görülür. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi-Alevi  şairlerinde rastlanır. Allah ile alay eder gibi yazılmış şathiyeler  küfür sayılmıştır. Ama şathiyeler asla küfür değildir.Şathiyeler biçimce  komik ve alaylı olabilir ama şathiyede aranan şiirin arkasındaki  düşüncedir. Anlanıp yorumlandığında çok derin anlamlara sahip oldugu  görülür.Şathiye çok derin tasavvufi konular işleyen felsefi  şiirlerdir.Kaygusuz Abdal şathiye yazmıştır.

1.  İnançlardan teklifsizce, alaycı bir dille söz eder gibi yazılırlar.
2. Görünüşte saçma ve dini esaslara aykırı sanılan bu şiirlerin içinde  ince ve derin anlamlar, yorumlandığında tasavvufla ilgili değişik  konuların olduğu görülür.
3. Nefesin bir  türüdür.
4. Tanrıyla konuşur  gibi şakalaşırcasına yazılan şiirlerdir.


Çıktım erik dalına
Anda yedim üzümü
Bostan ıssı kakıyıp
Der ne yersin kozumu

Kerpiç koydum kazana
Poyraz ile kaynattım
Nedir diye sorana
Bandım verdim özünü

Yunus Emre
Not: Halk edebiyatında aruz ölçüsüyle  söylenen Divan, Kalender, Satranç, Selis vb. nazım örnekleri de vardır.Not:  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

Yorum Bırak...